Amorti Başlıklar

Geçen haftanın yazısını atladım. Dedikodu kıvamında olacaktı. Baya eğlenceliydi gerçi konu. Çeşitli spor görgüsüzlükleri hakkında bazı anılarım canlandı. Madem kaç kilo halter (40) kaldırdığını omzuma doğru tükürerek haykırıyorsun, sabah sevgilimden gelmeyen günaydın mesajı senin üç adet barfiks (sırt kaslarına odaklanmış vaziyette) videona tekabül ediyor, kestirmeden sonuca atlayayım; bir yarışmaya katılın arkadaşlar, hem havanızı hem deContinue reading “Amorti Başlıklar”

Rakı Masası

Bin bir türlü konuya hep hasrettir bu masa. Kirlenmiş tabak ve kadehleri bırakıp giderken, içinizde ne var ne yoksa dökmüşsünüzdür. En son gittiğim masada ilk defa ağlamıştım. Rakının böyle bir etkisi oluyormuş. Bir Boğma Rakı düşünün yanında da Girit Ezme’si. Değmesin keyiflerine. Bir yudum rakı bir çatal ezme. Rakının bayık tadından kurtulmak için, kadehini miContinue reading “Rakı Masası”

Geceyi Öpenler, Sabah Öpülürler

Ayrıca hareketi kısanlar, bereketi kısarlar. Üretken olmak, sağa sola bunu da yapıyorum demekten daha özel olmalı. Daha doğrusu tekrar o özelliğine dönmesine yardımcı olmalıyız. Bunu da kendimizi özel görerek başarabiliriz gibime geliyor. Ruhuna dokunan her suni, günün birinde dönüp dolaşıp, hurma etkisi yaratıp, tırmalayacak. İyisi mi tek bir günü sadece, ama gerçekten sadece, kendinle geçir.Continue reading “Geceyi Öpenler, Sabah Öpülürler”

Ne Bu Tantana!

Hafta sonu bir jam etkinliğine gittim. Farklı muhabbetlerin ana dili yine farklı enstrümanlardı. Uzun süre olmuş analog bir şeyler duymayalı. Jazz ortasında Eminem’e ait serpiştirmeleri fark etmek, profiterolümden çıkan süpriz çikolata topları gibiydi. Tek yapılması gereken oraya gitmek, bağımsız ve içten olabilmek, keyif alabilmek. Adaptasyon eğitimi de vardı. Estonların evlerine düşkün olmasından bahsedildi. Özellikle uzunContinue reading “Ne Bu Tantana!”

Öğlen Sabahı

Hayalini kurduğun şeyin içinde yaşadığını fark etmek, sudan çıkmış balık gibi hissettiriyor. Bir anda değişen atmosferinde nasıl nefes alacağına karar vermekle meşgul olmaya başlıyorsun sadece. Bir nevi doğum sancısı ve doğan oluyorsun. Tüm birikiminle yeni bir bilinç inşa ediyorsun. Bir beyni şekillendirmek, içini, her biri kendi içinde sonsuz olan, bağlantılarla doldurmak muazzam bir güç istiyor.Continue reading “Öğlen Sabahı”

Sesim Geldi Mi?

Kırmızı perdeler, minik pencereler, tarihi binalardaki yaşamlar, sakinlik halleri ve yanımdaki sıcacık hatıralar. Estonya’ya taşındım. Ev değiştirmeyi, coğrafya ile alakası olmayan bir tarzda deneyimliyorum. Sana ait olmayan bir şeyi sahiplenmeye çalışırken, yaşadığın garip aidiyetsizlik hissi. Yeni yaşam alanının, zaman geçtikçe sana uyumlanmasına şahit olmak, seninle iletişim halinde olduğunu fark etmek rüya gibi bir şey. HemContinue reading “Sesim Geldi Mi?”