Risk Yönetimi

Birkaç gün önce Efe’yle, sabah kakasına indik. Ekvator çizgisini bulmaları nasıl bir efsanedir bilmiyorum ama kendine uygun bir koordinat bulunca itinayla kakasını yaptı. O esnada günaydın mesajı göndermek adına fotoğrafını çekmeye giriştim. A noktasına kakayı bırakıyorlar, B noktasından kapatmaya çalışıyorlar. Haliyle kapanmıyor. Ancak bu sefer, sonbaharın armağanı uçuşan yapraklar sağolsun, kakasının üzeri gerçekten kapanmıştı, görünmüyordu.

İçimde bir panik dalgası yükseldi, gelmişiz buraya, köpeğinin bokunu toplamıyor diye şikayet duyacağız. Selen dedim, bakış açını değiştir. Biraz daha açıktan alıp, Efe’nin poposunu döndüğü noktaya doğru sakince seğirttim. Ve evet orada, karşımdaydı. Dumanı bile henüz geçmemişti.

Risk yönetimi denilen sistem, çoklu bakış açısını gerektirir. Bir riskten kurtulurken yenilerine yer açarsın, sonra onları halletmeye çalışırken tabiki de yenileri türer. Maksat, kabul edilebilir riskler yaratmaktır. Elbette gönül ister, olma olasılığı da etki alanı da düşük olsun, hatta hiç olmasın, gel gör ki hayat böyle bir şey asla değil.

Bu sabahın akşamında eve geldiğimde, göğüs çakrasından yola çıkıp boğaz çakrama damgasını vuran bir parça düğümlü topuz hasıl oldu. Sağı solu arayıp, abi hadi gel iki tek atalım da diyemiyorsun. Debelen dur olduğun yerde. Volta atmaya başladım. Zaten ceviz kabuğu kadar bir ev (temizlik her detayıyla 3 saat), kendimi ayna karşısında buldum. Yahu insan kendine bakmaya çekinir mi? Vallahi çekindim. Burnumun etrafında haydaaaa nefesleri uçuşuyor iken, bir göz göze gelmişiz, geliş o geliş. Azarladım, iyiliği için. Aklı almıyor çünkü, anlayamadı bir türlü. Üstelik tek çocuk olarak hayatını sürdürdü hep. “Senin senden başka kimsen yok. Anla artık şunu!” dedim. Ağlamasının bitmesini bekledim. Sonunda anladı da devam etti gecesine.

Bazen, sıçtığımız noktayı bulmak için açımızı değiştirmek gerekiyor. Gelsin tüm riskler gönül rahatlığıyla, biz yine salonumuzda kulaklıkları çekip, güneş gözlüğünü takıp kabul edilebilir hale indiririz etkilerini. Şu da bir gerçek ki hayattan bu aralar baya etkileniyorum.

Sevgiler

Selen