Lüks Yaşam

Üzüntülüyüm. Yine de şanslı hissediyorum. Çünkü paniğin getirdiği endişeli hal yerine üzülmeyi tercih edebildim. Ne hissedeceğini seçebilmek büyük bir lüks ve uzun süreli deneyimlerin yatırımlarına bağlı. Yaşamaktan korkmamalı insan. Gerçi istediğin gibi yaşamaya devam ederken, nasıl yöneteceklerini bilemedikleri beyinleriyle bir kaç katil beliriveriyor. Cesaretin körleşmiş tutkuyla yer değiştirdiği günlerden geçiyoruz. Nasıl başa çıkacağımıza dair bir çözümüm yok, şimdilik panik yapmayalım. Öncesinde yıkılacağız fakat cesaret kelimesinin anlamını yine zerafetle anacağımız günlerin geleceğine dair umudum var.

Başkalarına akıl danışmakla, hislerin değişemez. Varolanı sorgulayabilirsin sadece. Tükenmiş halimle, hüzün taşıyamıyorum artık. O enerjim de bakış açım da kalmadı. Kırklı yaşlarıma gelip otuzlarımı heba ettim diye, otuzlarımdayken yirmilerime hayıflandığım gibi hayıflanmak istemiyorum. İstememenin yanında, zekanı kullanamadığının bir nevi göstergesi sanki. Yan etkisi duygularından arınıyor olman da değil. Bu savunma, karanlık duygularıyla tek başına yüzleşemeyen korkakların öne sürdüğü ve ne yazık ki şu ana kadar da iş yapmış bahaneden başka bir şey değil.

Nikki Glaser’ın Banging’ diye bir komedi gösterisi var. “Ekran görüntüsünü alıp, arkadaşıma ‘Ne düşünüyorsun?’ diye sormak istemiyorum artık” diyor. Ne istiyorsanız, kendi iradenizle itiraf edin ve saman alevini üflemeyi bırakın. Boşa harcanan nefesinize yazık. Lakin Linkin Park ve Metallica dinleyebiliriz.

In the end, nothing else matters