Amorti Başlıklar

Geçen haftanın yazısını atladım. Dedikodu kıvamında olacaktı. Baya eğlenceliydi gerçi konu. Çeşitli spor görgüsüzlükleri hakkında bazı anılarım canlandı. Madem kaç kilo halter (40) kaldırdığını omzuma doğru tükürerek haykırıyorsun, sabah sevgilimden gelmeyen günaydın mesajı senin üç adet barfiks (sırt kaslarına odaklanmış vaziyette) videona tekabül ediyor, kestirmeden sonuca atlayayım; bir yarışmaya katılın arkadaşlar, hem havanızı hem de gazınızı alırlar.

Çok değerli biriyle konuştum bu gece. Son görüştüğümüzde piyango bileti almış ve ona vermiştim. Amorti çıkmış! Kendisi muhteşem bir kalbe sahip olup, gönüllü olarak hayvan barınağında çalışıyor. Her türlü yardımın asla boşa gitmeyeceği bir yer HAYKOD.

Bugünkü genel toplantımızda da uzun süredir üzerinde çalışıp, ilk meyvelerini topladığımız çıktıların değerli olduğunu görmek ayrıca mutlu etti. Farklı zaman dilimleri ve kültürler, değişik aksanlar ve zevkler. Hepsi birleşince de oldukça renkli bir festival ortaya çıktı. Dans etmekten şu ana kadar hiç sıkılmadığım bir mecra. Üstüne gurur duyup, yeri geldiğinde böbürlenme hakkına sahip olmak da herkese nasip olmuyor. Kurucumuza ve tüm çalışma arkadaşlarıma sağladıkları ilham için teşekkür ediyorum.

Sırada ailemi ziyaret etmek var. Hasret olan cinsten özlem duyuyorum. Yurtdışına yerleşmenin en zor tarafı onlardan ayrılmaktı benim için. En büyük desteği de onlardan aldım. Kendime olan inancım, haliyle de güvenim dibe vurduğu her an yanımda oldular, destek çıkıp, el verdiler. Gösterdiğiniz sabır ve emek için teşekkür ediyorum.

Bre dostlar! Her ne kadar görüntülü konuşmalara kaymış olsak da, aramızdaki bağın farklı kıtalarla ölçülecek hali yok. Seneler içinde bir kaç kişiye düştünüz ki hep söylerim “Boşa dememiş atalar. O dönem laf gelişi söylenen şeyler doğru olmasa hala geçerliliğini koruyor olmazdı” diye. Dost dediğin bir elin parmaklarını geçmez. Kimi zaman ağlattığınız için kimi zaman da kahkaha sınırlarımı zorladığınız için teşekkür ediyorum.

Hava soğuk burada. Hatta şu anda yaz mevsimi olduğunu söylüyorlar. Bu yazıyı yazarken berem ve yün çoraplarımla oturuyorum oysa ki… Kış mevsimi fena tokatlayacak gibi duruyor. Olsun severiz rahat batmasını.

Bir kaç plan daha var aklımda. Ankara’dayken uğraştığım şeylerle ilgili. Daha doğrusu heves edip, sağı solu fazlaca rahatsız eden şeyler. Sinirleri baya bozduğumu hatırlıyorum. Yalnızca var oluşunuzla, herkesten izole kendi başınıza bir şeyler yaparken sizi aşağıya çekmek isteyip, gücü yetmeyenlerin, yüzleştiği gerçeklik anlarıyla denk geldiniz mi hiç? Şu anda safi keyif alıyorum.

Mavi rengin frekansı düşüktür, yavaşlatır. Saçımı maviye boyattığımda zihnim soğumuştu biraz. Maviler gitti bugün. Önümde açılan kapıların anahtarı gibiydiler. Üzüldüm biraz da geçti sonra.

Kendini teselli edebilme aşamasına geldiysen, gerçek manada tek yaşıyorsun demektir. Pozitif düşünme zırvalıklarından bahsetmiyorum. Kendine olan sorumluluklarından bahsediyorum. Bedenini sağlıklı tutmak zorundasın, moralini düzeltmek, motivasyonunu yüksek tutmak zorundasın, düşüşlerini kabul edip geçmelerini beklemek, sertliklerini yumuşatmak zorundasın. Her halimi henüz kabul edememişim mesela. O yüzden tüm eski aşklara kocaman bir nah çekiyorum. Birbirimizin hayatından geçen yolcular olmuşuz, benim yolum ayrı ve sizin şu anda olmayışınız çok işime geliyor. Öğretileriniz için size de teşekkür ediyorum.

Herkes birilerinin geçmişinde boktan rollere sahip. Ne yaparsanız yapın değiştiremezsiniz, tek çareniz kendinizi sevmeniz. Koşulsuz.

Görüşürüz