Rakı Masası

Bin bir türlü konuya hep hasrettir bu masa. Kirlenmiş tabak ve kadehleri bırakıp giderken, içinizde ne var ne yoksa dökmüşsünüzdür. En son gittiğim masada ilk defa ağlamıştım. Rakının böyle bir etkisi oluyormuş.

Bir Boğma Rakı düşünün yanında da Girit Ezme’si. Değmesin keyiflerine. Bir yudum rakı bir çatal ezme. Rakının bayık tadından kurtulmak için, kadehini mi değiştirirsin yoksa başka bir mezeye mi geçersin? Kadeh değiştireni hiç görmedim. Salata iyi bir tercihtir. İçinde sevdiğin bir şeyden mutlaka vardır mesela. Güvende hissettirir, ferahlatır. Çatalla dürtmelerin bitince ezmene geri dönebilirsin. Ara sıcakmış, ana yemekmiş hak getire. Aynı girdaplarla boğuşuyorsan, farklı mezelere yönelmezsin bile. Ne kafanı yoracaksın, değil mi? Masayı kirletip, kalkıp gideceksindir en fazla.

Yeme, içme gibi temel fonksiyonlarının yanında, yapabilme kapasitenin olduğu özelliklerinden biri de boş konuşmaktır. Haliyle, doğru olanı sadece kağıt üzerinde yapmış olursun. Aferin yahu, sistemin hatasını bulmuş, kendini kandırmayı başarmışsın. Muhteşem bir uyku çekebilirsin. Artık onaylanma ihtiyacın yoktur. Gerçi hiç bir zaman olmadı da, dışa bağlı kişilikler yaratıcılıktan uzak oluyorlar maalesef. Tuttu mu? Tuttu. Aynısından – ama aynısından – yardır gitsin. Müthiş bir vizyon ve ahlak ile harmanlanmış bir remix adeta! Neremle alkış tutacağımı şaşırdım. Ses çıksın yeter, boş konuşmalara ancak bu kadar iltimas geçilebilir. En azından benim midem kaldırmıyor.

Salata’nın suyundan da faydalanıp, ezmene geri dönebilirsin. Bir kadeh sonrasında, zaten geceni yakacaksın. Bir ipucu daha vereyim, sarhoşken yaptıklarından da mesul değilsin. Masadan kalkamayanlar düşünsün.

Hocam! Donat masayı, eş dost toplaştık, muhabbetin dibine vuracağız. Bu sefer Göbek Rakı’sını tercih ediyorum.

Şerefe!