Öğlen Sabahı

Hayalini kurduğun şeyin içinde yaşadığını fark etmek, sudan çıkmış balık gibi hissettiriyor. Bir anda değişen atmosferinde nasıl nefes alacağına karar vermekle meşgul olmaya başlıyorsun sadece. Bir nevi doğum sancısı ve doğan oluyorsun. Tüm birikiminle yeni bir bilinç inşa ediyorsun.

Bir beyni şekillendirmek, içini, her biri kendi içinde sonsuz olan, bağlantılarla doldurmak muazzam bir güç istiyor. Öyle bir sorumluluk ki, zamanı geldiğinde gitmesine izin vereceğin, kabul edeceğin o birey çıkıyor ortaya. Senden, ama sen değil. Karşılıksız sevgi olmasa soyumuzun sonu çoktan gelmişti, dedi bir arkadaşım. Başka bir yolunu bulurduk bence.

Uçaktan indiğim andan itibaren, bilinmeyenin getirdiği tazelik çöktü gözlerime. Sürekli uyuyasım var. Bünyem kendini dengelemeye, yeni doğa koşullarına uyumlanmaya çalışıyor. Buraya gelmeden bir kaç hafta önce, ileri seviye yoga dersine katıldım. Eğitim döneminde edindiğim öğretileri canladırma fırsatı veren derslerden biri olmuştu.

Bedenlerimizin iyiliğinden o kadar sorumluyuz ki, istemezse, gücü yetmezse, egonla seni öyle bir baş başa bırakıyor ki, evine ulaştığında köpeğine sarılıp ağlıyorsun. Hayvan “Haydaaa! Ne oldu şimdi?” dercesine konuşmayı da yanında durmayı da ihmal etmiyor. Özledim keratayı. Çok.

Tutunduğumuz neler vardır acaba… Bilinçli ya da bilinçsiz, iyi ve kötü. Artık hangi iki uçtan bahsediyorsan onlardan işte. Yine de kümülatif bilginin, mekanik enerjiye dönüştüğü dengelenme anları tarifsiz. Bedenim gibi aklımı ve kalbimi de saldım. Gelişine de olsa temiz olabilmenin, bu hususta tercihlerini yaşayabilmenin tadını çıkarıyorum.

Yorulmayı göze al ve git bir yerlere. Toprakta otur, göm ayaklarını, konuş toprakla. Oradan bitkilere bağlanacaksın. Bir tutam otun nasıl da yettiğine hayret edeceksin. Daha azını isteyecek ve de hafifleyeceksin.

Yeni bir uyku dalgası çöküyor. Sigaradan uzaklaşmanın zamanı geliyor yine. Başım da ağrıyor zaten. Öpüyorum.