Sesim Geldi Mi?

Kırmızı perdeler, minik pencereler, tarihi binalardaki yaşamlar, sakinlik halleri ve yanımdaki sıcacık hatıralar.

Estonya’ya taşındım. Ev değiştirmeyi, coğrafya ile alakası olmayan bir tarzda deneyimliyorum. Sana ait olmayan bir şeyi sahiplenmeye çalışırken, yaşadığın garip aidiyetsizlik hissi.

Yeni yaşam alanının, zaman geçtikçe sana uyumlanmasına şahit olmak, seninle iletişim halinde olduğunu fark etmek rüya gibi bir şey. Hem var, hem yok ama biliyorsun, gerçekliğiyle harmanlanıyorsun.

Uzak yüzyıllar arasındaki mesafenin bir kaç dakika ile bağlandığını görmek, o yollarda yürümek, dokuları görmek ve sadece var olabilmek küçücük hissettiriyor insanı. Fakat kesinlikle bayağı değil. Yaşamın içinde bir bütünde olduğunu, o bütünün minik de olsa bir parçası olduğunu hatırlatıyor. Hırslarımızla, nefretimizle unuttuğumuz her şey, aslında hiç gitmediğini söylercesine göz kırpıyor.

Güvensizlik ve sevgisizlik hali, ilk anımdan beri içinde olduğum ortamdan kaçmama sebep oldu. Yalnız olmak değil mesele, iki nokta arasında yol katederken, içindeki huzursuzluğun sanki dağları deviriyormuşsun misali yorması.

Bir köpek gezdirme gözlemi;

Bir akşamüstü, Efe’yle yürüyüşe çıktık. Gün batımını izleyen bir adam vardı parkta. Yanında da birası ve yüzünde minimal bir gülümseme. Rahatsız etmemek için köpek parkına girmedik ve dolaşmaya devam ettik. Tek istediğim güneş gözlüğüm ve kulaklıklarımın yardımıyla dışarıda da olsam izolasyon sağlayabilmekti. Pek mümkün olmadı. Caddeler aşıldı, yokuşlar tırmanıldı, kakalar yapıldı ve kokular bırakıldı. Akabinde gün batımını izleyen adamın olduğu parka girdik, mavi saçlı bir kadın oturuyordu. Arkası dönük, çocukluğuyla yüzleşiyor gibi bir hali vardı. Efe koştur koştur mavi saçlı kadının yanına gitti. O da birasını içiyordu. Ayaküstü muhabbet ettik biraz.

Birileri gün batımının keyfini çıkarırken içebiliyor, birileri de gizleme ihtiyacı duyuyordu. Dil, lokasyon, zaman hepsi aynıydı. Saçlarını bambaşka renklere boyayan bir çok kadın gördüm. İstatistiksel bir gözlem daha: saçında radikal değişikliğe giden biri, başka bir noktaya doğru evrimleşiyor demektir. Kadınlar olarak mutsuz olsak da direniyorduk işte. Gülşen’e de selam olsun buradan.

Hem huzurluyum hem de hüzünlü. Her canlının, varoluşuyla birlikte getirdiği yaşam hakkının güven ihtiyacı var. Pandemi ile hayatımızda bir çok şey değişti. Kimisi hala bizimle kimisi çoktan ömrünü tamamladı. Bazıları da var ki, yeni formlarda hep içimizde. Seninle konuşan o sesi dinle, nedenini söylemez ama ne yapacağını söyler. Her seferinde biraz daha yaklaştırır kendine.

Çevrendeki her şey, üç adım içinde değiştiğinde, tanıdıklık arıyorsun. İyi haber; o sarı bez global bir öğe. İşin bitiminde ıslak ve simetrik bir şekilde katlayıp, lavabonun kenarına iliştirmek de global bir hareket.

Bu kadar detayda aynı olup, birbirimizi nasıl yediğimize inan aklım ermiyor. Saz mı, caz mı...

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s